dünya salt kötülük ve aldatmaca ile dönmüyordur, öyle değil mi? bir yerlerde dudaklarını birbirine bastırmadan gülümseyebilen insanlar da vardır elbet.
neyin yanlış neyin doğru olduğunu bir yerlerden kaçırmış olmalıyım, dünyanın akışını bazen takip edemiyor, olduğum yere zımbalanmış gibi donup kalıyorum. olayların içinde yer edinmek yerine kendi kafamın içine kurduğum dünyada didinip duruyorum bir şeyleri çözebilmek için. öyleki düşünüp durmaktan kendime bir yer edinemiyorum. bilemiyorum. doğru ne ve kime göre aslı.
bazı zamanlar kendi distopyamda milyonlarca insanı katlediyorum.
bazen kendi kalbimin üzerinde tepinmekten başka bir işe yaramıyorum.
ama o orada durmuş seni seviyor, sana aşkla bakıyor. yüreği senin için çırpınıyor. sense arkanı dönmüş onun göremeyeceğini sandığın bir yerlerde ellerinde çırpınan o balığa bakıp gülüyorsun, dalga geçer gibi. komikmiş gibi.
hafife aldığın kadar hafif değil duygular.
hafife aldığın kadar hafif değil bazı yaralar.
olduğun yerde eğreti duruyorsun. mutluluk sana yakışmıyor ama yakıştırıyorlar. böyle çirkince gülmek sana yakışmıyor ama yakıştırıyorlar.
sonra da kendine vicdanını avutacak bir bahane bulup işin içinden sıyrılıyorsun.
bilindik, kısa ve ucuz bir roman.
burda şimdi yazdıklarım hiçbir şey ifade etmiyor.
elimde başka bir işle uğraşıyormuş gibi yaparken ben sadece onu düşünüyorum.
uzaklarda bir yerlerde uykularını sana feda ettiğini.