22 Nisan 2019 Pazartesi

Mücerret bir kuşku mu aşkın tek getirdiği?

Kainatta o ve benden gayri nesne kalmamış gibi yalnız ikimizi düşünüyorum.
Aşktan küçük bir kuşku kazandım. Ne sevinç ne mutluluk ve coşku ne ruh çöküntüsü dedikleri,sadece bir kuşku. Mücerret.
Sıkıntılı düşünceler büyüdükçe üzerine atılıp yatıştırıyordum. Unutmaya çalıştım ve kaçtım. Ama kişi kendi duygularının çeperlerine kadar doldurduğu bir dolabın içinde ne yana kaçabilir? Hesaplarımız ise bu dolabın ufalmasına neden oluyor. Görünüşte zenginleşiyor, yoksul düşüyor unutuluyor veya ün yapıyoruz ne çare. Ölürken daracık dolaplarımızın içinde elimizi hâlâ, dünyanın çekiştirilmekten çürümüş eteğine yapışmış görürsek ne yaparız?
Aşk tek başına, bir kişi ve olay ve işaretle ilgisi olmayan, mücerret bir kuşku oldu içimde. Ondan kurtulmak için bir slogan buldum. Onu yineliyorum ama faydası olmuyor. (Karşısına geçip o slogan neydi diye sormayı öyle çok isterdim ki) 
Kalbime baktım. Dünkü yürüyüşte bir an gördüğüm o derin su yok. Et yüreğim var. Ve onun üzerinde kocaman bir kalas halinde kendim. O zaman tanımadığım meçhul birine derin bir özlem duydum.


Cahit Zarifoğlu
Yaşamak
119

neden kalplerinizde bu kadar ağır bir taş taşıyorsunuz?

İnsanlara bir şeyleri açıklamaya çalışmaktan o kadar yoruldum ki.
Sürekli yanlış anlaşılmaktan, aslında olmayan bir şeyin olmadığını kanıtlamaya çalışmaktan. Kendimden de biliyorum. Ben sütten çıkmış ak kaşık değilim. Hayır öyle demedim. Hayır seni kırmak istemedim.
Yeter. Sessizce, yeter.

Kendimi ifade etmeye çalışırken çok fazla konuşuyorum. Kendi kendime karşımdaki insan beni birazcık anlasın diye çırpınıp duruyorum. Kelimelerim birbirine giriyor. Konuşamıyorum sonra oturup ağlıyorum. Gerçekten yapamıyorum.

Sanırım kendimden artık bıktırıyorum.
Hayatımdaki insanlar bir bir hayatımdan dökülüp giderken ben sadece olanları izliyorum. Hiç müdahale etmeden. Yalnızca oturup izliyorum. Kendi kendime içerliyorum. Kendi kendimi acıtıp duruyorum.

Kaç kişi kaldı? Gerçekten. Hayatımda gerçek olan ne kaldı? Dönüp kendime bakmaktan çok yoruldum.
Sadece biraz durmak istiyorum. Şu sabırsızlığımı bir kenara itip yalnızca durmak. Sonra da geçmişimden gelen ve beynimin bir köşesine kurulmuş, bir türlü kalkıp gitmeyen herkese haykırarak sormak istiyorum. Neden? Siz bana hiç sormadınız ama ben size soruyorum.

NEDEN?

16 Nisan 2019 Salı

Ellerindesin

Başkası gibi olamamak.
Hissettiklerini bir kenara bırakıp mantığını çalıştıramamak.
Kalbinin acısından kıvranarak.
Ard arda sigara yakışlarını dinleyerek.
Gecenin iki buçuğunda, iki büklüm olmuş yatağında.
Kimsenin seni anlamsını istemiyorsun.
Zaten kimse seni anlamıyor.
Herkes her şeyi çok kolay görüyor.
Ama öylesi senin için o kadar zorki.
Ama böylesi de zor
Kalbinden midene doğru yayılan acıyı, kanamayı bastırıp durdurur gibi durdurmaya çalışıyorsun.
Durmuyor.
Durmaz.

Defalarca söyledin, saygınlığını yitirdin.
Göğsün delik deşik, dimdik ayakta duruyorsun.
Yalnızca onun aşkıyla, ayakta duruyorsun
Belki acizlik
Belki güçsüzlük
Belki sersefilsin.
Belki küstün şiirlere
Kitaplara küstün
Şarkılara küstün
Belki ciğeri beş para etmez korkağın tekisin
Ama yapamazsın.
Biliyorum yapamazsın
Gidemezsin kendinden kaçamazsın
Kalbin artık senin değil, sen çalış diyince çalışmıyor
Dur deyince durmuyor
Uyuyamazsın işte böyle

İşler hiç yolunda gitmiyor.
Sen kendi benliğine uymuyorsun
Sen başkası oluyorsun
Ol
Bu kalp artık senin değil
Olmasın
Bırak artık
Ellerindesin