26 Kasım 2021 Cuma

Affetmenin hafifliği çok ağır

 Bıktırdım kendimden.

Kendimi ve herkesi.

Susturmayı çok deniyorum, hatta bazı günler her şeyi aşmış, herkesi geride bırakmış, zihni berrak ve lekesiz, kendini seven, sağlıklı bir insana dönüşüyorum. Ama ertesi gün sanki bunların hiçbiri olmamış gibi, o klasik konuşmayı kendimle defalarca yapmamış gibi, açmamış, okumamış, bilmemiş gibi. Aynı boktan konuyu kafamda ellinci defa evirip çevirirken buluyorum kendimi. Geçtiğinin ben de farkındayım, hayatın ortasında eğreti duran bizler için küçücük bir mesele, bilerek büyütmüyorum, bilerek yapmıyorum. Ama susturamıyorum.  

Kendi kendime defalarca konuşuyorum geçmişimde kalan insanların herbirini, tek tek karşıma alıp. Tek tek hepsine hesap soruyor, hesap veriyorum. Herkes unutuyor, herkes yaşayıp devam ediyor. Belki bazı günler aklının ucundan geçiyor ama konusunu açma gereksinimi hissetmiyor. Ben neden bunu yapamıyorum?  

Çok kızgınım. Hala çok kızgınım. Nefrete dönüşmedi içimdeki bu duygu ama hala çok kızgınım. İçimde kalan, söyleyemediğim tonlarca kelimenin hesabını bir türlü kendime veremiyorum. Her günüm ayrı bir kızgınlıkla devam edip birbirine bağlanıyor. Bu kızgınlığım kendime mi size mi onu da ayırt edemiyorum. İçimde yaşadığım kötü duyguları bastırmaya çalıştıkça hepsinin bir bir esiri olmuşum gibi. Keşke düşünmeden yaşasaydım, keşke gerçekten belli etseydim kızgınlığımı da sıkışıp kalmasaydı böyle içimde. Keşke siz karşıma geçip sözlerinizin ağırlığını düşünmeden konuşurken ben sanki söyledikleriniz bana dokunmuyormuş, bir gururum yokmuş gibi sevgi güzellemesi yapmasaydım. Söylediğiniz o sözleri iyi niyetinizin ardına sıkıştırıp, görmezden gelip devam etmeye çalışmasaydım. Edilmiyormuş devam. Edemiyorum. Hayatımda olmayan herkes hala hayatımda. Çıkarıp devam edemiyorum. 

Korkaklığımla, sürekli kalp kırmayayım diye düşünürken en çok ben müsaade ettim beni paramparça etmenize. Bir de sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye çalıştım. Edilmiyormuş.