4 Aralık 2018 Salı

Düzeltme

Yaşam savaşında yenik düşmemek için herkesten korkmak mı gerekiyor? Hayatın akışına kapılıp gitmek neden her seferinde bu kadar zor? Neden kimse kimseye ''neden?'' diye sormuyor? Neden herkes beyninde uydurduğu, inanmak istediği bir yalan üzerine hayatını kurup yaşıyormuş rolü yapıyor?
Kimse sizin içinizdeki ses kadar kötü değil, biliyorsunuz. İnsanlara bu kadar çabuk kızmak size hiçbir şey kazandırmıyor. Niçin derin bir nefes alıp kaldığınız yerden devam edemiyorsunuz? Hayatta kalmak için illa bir şeyleri kırıp dökmek mi gerekiyor?
Çok sordum biliyorum.
Belki ben de durmadan aynı yanlışın içine düşüyorum, belki de hepimiz aynı yanlışın içinde yüzüyor ama yalnızca birbirimizi suçluyoruz. Yalnızca karşımızdakini, yanımızdakini, ya da herhangi birini.
Kimsenin dönüp kendi içine bakacak cesareti yok.

Olsun ben yine de inanmayacağım yaptıklarınıza, elinizde kanıtlar, gözlerinizle suratımı dövseniz de. Dünyanın en suçlu insanı olarak ölsem bile, içinizdeki o kötü sesten tiksinerek yaşayacağım.

Teşekkür ediyorum acımasızlığınıza
Bir köpeğin başını okşayan birini gördüğünüzde tiksinen bakışlarınıza
Özür dilemeyi küçüklük olarak gören gururunuza
Doğrunun bir tek kendiniz olduğunu düşünen o sert önyargınıza
Suçlamadan
yalnızca teşekkür edeceğim.

Teşekkürler. Sizin için asla büyümeyeceğim.

1 yorum:

  1. Haklı bir isyan ve derin bir haykırış olmuş! Kalemine sağlık!

    YanıtlaSil